
-Adana Ruhsal Araştırmalar Derneği Tarafından Hazırlanmıştır-

Siz kimsiniz, biliyor musunuz? Siz ancak bedeniniz vasıtasıyla ifade olunan yönü biliyorsunuz, fakat o cevher ancak onun ötesindeki daha büyük benliğinizden, iğne ucu gibi ayrı, bağımsız, ufak bir zerredir.
" Kendiniz olan" ile "kendiniz olmayan"ı birbirinden seçmeye çalıştığınız zaman, aslınızın ne olduğunu keşfetmeye başlamışsınız demektir. Ufacık dünyasal hayatınızda varlığınızın bütününü ifadelendirebilmiş olduğunuzu mu zannediyorsunuz? Ve şu anda kaydettiğiniz şuurunuzun, daha büyük ve bütünlüğe sahip şuurunuzdan, yani asıl kendinizin (aslınızın) ufacık kısmından başka bir şey olduğunu mu zannediyorsunuz?
Şu halde hangisinin sizin kendi düşünceniz, tahayyülünüz, hangisinin size daha büyük benliğinizden veya sizi kendisine alet eden daha yüksek alemlerden gelen izlenimler ve yol göstermeler olduğunu nasıl tayin edebilirsiniz?
Doğru ve uygun perspektif edinmeniz gerek. Maddi bedenler vasıtasıyla kendisini ifade etmekte olan ruhsal varlıklar olduğunuzu, ruhun, sizin yüce kısmınız olduğunu fark etmelisiniz. Üstün olan ruhtur, tabi olan beden. Ruh efendidir, beden hizmetkar. Ruh kraldır, beden ise halk. Ruh sizin ilahi olan kısmınızdır. İşte o ruhun ta kendisidir ki bütün kainatı yaratmış, varetmiş ve ona biçim vermiştir.
Bu bilgiyi kabul ettiğiniz zaman demek olur ki ruhunuz artık hazırdır. İnsanların çoğu, varlıklarının hakikati olan, varlıklarının esas kaynağı olan daha yüksek tabiatlarından halen habersizdirler.
Ruhsal varlıklar olduklarını ve kendilerini maddi bir bedenle ifalendirdiklerini ve bunun için yeryüzünde bulunduklarını anlamazlar.
Bir ruhları olduğuna inansalar bile, kendilerini, ruha sahip bir beden olarak düşünürler; halbuki onlar bedene sahip ruhturlar. Gerçek siz ruhtur, ilahi ve ebedi olan.
Beden, maksada hizmet etmek üzere şekillendirilmiştir. Bu form, içinde geçici bir varlığa sahiptir. Vazifesi tamamlanınca geçip gider. Ruh, doğum yoluyla bedenlenir; önemli olan ruhtur. Bu bilgiyi alabilmeniz, içinizdeki ilahi yönün uyanmış olduğuna işarettir. Siz, engelleri ve bağları kırmışsınız demektir. Tohum çiçeklenmeye başlamıştır. O, yolunu karanlıklardan yukarıya, aydınlığa doğru zorlayıp açmıştır.
İşte o zaman siz varlığın gerçek uyumunu bilfiil yaşamaya başlarsınız ki, dünya yüzündeki mevcudiyetin içinde, ruhsal tabiatın kendine has, tam ve doğru faaliyetlerini göstermesine izin vermeden yaşayanlar, tıpkı bedence kör, sağır ve dilsiz olan kadar imkanları daralmış kimselerdir.
Ruhsal tabiatınız kendisine gelmiştir. İlahi olan uyandırılmıştır. O, sizin tekamül yolunuzda, hayatın sadece yüzeyde olan değerlerini değil, ruha ait bütün zenginliklerini elde etmeye hazır bir safhasına ulaştığınızı gösteren bir göstergedir. Ruhun zenginlikleri, dünyanızın bütün mücevherlerinden daha büyük, daha güzel, daha parlaktır. Diğerleri küflenip, paslanıp, çürüdükten çok sonra da onlar baki kalacaklardır.